# Sam'in Kendi Şatosu

> Prenses Sam, Çayır Krallığı'nda sevimli bir ejderha ve akıllı bir farenin yardımıyla kendine küçük bir şato yapıyor. Kendi başına bir şeyler başarmak ve dostluk üzerine yumuşacık bir masal.

Canonical: https://www.bedtime-stories.fun/tr/showcase/samin-kendi-satosu
Last updated: 2026-03-02

- 5-6 yaş
- 4 min
- Sihirli
- Full Cast

## Characters

- Sam (Princess)
- Blaze (Dragon)
- Poppy (Mouse)

## Story

Bir akşam, güneş tepelerin üzerinde iyice alçalmışken, Prenses Sam Çayır Krallığı'nın tam ortasında durdu. Çevresinde yoncalar ve kır çiçekleri rüzgârda salınıyor, hava ılık çimen ve bal kokuyordu.

Sam'in aklında bir şey vardı. Birinin ona bir şato hediye etmesini beklemek istemiyordu. Kendi şatosunu kendisi yapacaktı.

Sam çevresine baktı. Orada küçük bir tepe vardı, tam da istediği gibi. Derenin kenarında pürüzsüz dere taşları duruyordu, yaşlı bir meşe ağacı da güçlü dallarını gökyüzüne uzatıyordu. Her yerde de halı kadar yumuşak yoncalar vardı.

Derken arkasından alçak bir mırıltı duydu. Tepenin üzerinden ılık, altın renkli küçük duman bulutları yükseldi ve ardından Blaze göründü. Pulları akşam ışığında kehribar gibi parıldayan, sevimli bir ejderhaydı.

Blaze: Prenses Sam, orada ne yapıyorsun öyle?

Hoppa! Sam'in ayağının hemen yanındaki bir yonca tutamından küçücük bir fare fırladı. Bu Poppy'ydi; gözleri pırıl pırıldı, bir bıyığı da merakından titriyordu.

Poppy: Evet, ne yapıyorsun? Çok önemli bir şeye benziyor!

Sam sessizce gülümsedi. Üzerine bir çubukla resim çizdiği bir parça huş kabuğunu havaya kaldırdı: küçük bir kule, bir kapı, çayıra bakan bir pencere. Kendi şatosu. Blaze ile Poppy birbirlerine bakıp başlarını salladılar.

Blaze: Ben taşları nefesimle çok dikkatlice ısıtabilirim. O zaman harç olmadan da birbirlerine tutunurlar. Bak!

Poppy: Ben de yanaklarımda küçük çakıl taşları taşıyabilirim! Hangilerinin en güzelleri olduğunu çok iyi bilirim.

Ve böylece işe koyuldular. Sam her taşı özenle seçti; avuçlarında çevirdi, pürüzsüz yüzeyini hissetti ve onu tam olması gereken yere koydu. Blaze temellerin üzerine yavaşça altın renkli nefesini üfledi, taşlar da sıcacık birbirine sokuldu. Poppy dereye koşturdu ve her seferinde yanakları en güzel çakıllarla dolu geri döndü.

Taş taş üstüne, küçük şato büyüdü. Sam'in boyundan yüksek olmayan bir kulecik yükseldi. Sam söğüt dallarından bir kapı ördü; hem esnek hem de sağlam. Sonra da duvara tam çayıra bakan bir pencere açtı, kır çiçekleri görünsün diye.

Blaze: Küçük bir şato bu, Prenses Sam.

Poppy: Ama onun şatosu. Bu da dünyadaki bütün şatolardan daha büyük.

Güneş daha da alçaldı, gökyüzü pembeye ve altın rengine boyandı. Sam söğüt kapıdan emekleyerek şatosuna girdi. Küçüktü; ancak tek başına ona yetecek kadar. Ilık taşlar yaz kokuyordu, pencereden esen akşam rüzgârı da içeriye yonca kokusu taşıyordu.

Blaze dışarıda, kapının önünde kıvrılıp yattı. Kuyruğu sıcak bir soba gibi duvarı sardı, akşam göğüne usulca altın renkli küçük duman bulutları yükseldi. Poppy kapının yanında, tam bir fareye yetecek kadar minicik bir köşe buldu ve oraya sokuldu.

Sam gözlerini kapadı. Çayır Krallığı yeni şatoyu çok nazikçe tutuyordu; tıpkı bir elin değerli bir şeyi tuttuğu gibi. Prenses Sam tam doğru büyüklükte bir şey yapmıştı. Tam ona göre.

Ve ay tepelerin üzerine yükselip gümüş ışığını yoncaların ve kır çiçeklerinin üzerine serdiğinde... üç arkadaş uykuya daldı. İyi geceler.

## Related

- [Kendiniz Dinleyin](https://www.bedtime-stories.fun/tr/showcase)
- [Sesler](https://www.bedtime-stories.fun/tr/voices)
- [Fiyatlar](https://www.bedtime-stories.fun/tr/pricing)
